Oğlu ile geldi, eşi (yani baba) de yanındaydı..
Uzun, siyah bir elbise giymişti. Başı sıkıca örtülüydü..Komiğine gitmişti hep beraber dişciye gitmek. Utangaç utangaç gülüyor , bir eliyle de baş örtüsünün ucuyla ağzını kapatıyordu..
Oğlu memleketten (bir doğu kentimiz) ayrılmış, Istanbul da yaşıyordu..Annesinin durumu kötüydü, hiç yemek yiyemiyordu..Aslında yaşı gençti, ama memleketin koşulları belliydi işte ; erken yaşta tüm dişleri çekilmiş, damak kullanmaya başlamıştı..
Yıllar içinde damak ile yiye yiye kemik erimişti, tutmuyordu..
Ağzı iyice inceledim, dişetleri, çene kemiği, vs.. .. Alt çene tümüyle erimişti. Ancak implantlar yardımı ile dengeli ve kullanılabilir bir protez yapılabilir..
“…Dört implant ile bir sabit protez yapabiliriz..Implant , yani yapma diş kökü ile..Bugün implantları yaparız, yarın da gecici protezi vidalarız , hemen yemek yemeye başlarsınız..Gayet konforlu..”
Gülüyor yine, bu kez ağzını eliyle kapatarak : “…..iyiymiş”..
Oğlu : “Peki doktor bey, bu bize kaça malolacak” , diye en can alıcı soruyu sordu..
Görevimiz..tabi hesapladık..Ve , söyledik..
Teyze gülümsüyordu hala..İçinden,” bunların başını nasıl derde soktum ” diyordu herhalde..
Oğlanın yüzü karardı , beklediğinden yüksek çıkmıştı hesap..”….bi dşünelim..” dedi..
Baba söze girdi, karısını işaret ederek, ” ..cok para..Bu kadar paraya ben bunun yenisini alırım”..
Teyze gülüyordu hala…Oğlan, yüzü “kararmış” yere bakıyordu..