Yeniden merhaba.!

Son Covid günlerinde yazmışım..Sonra depresyon, şaşkınlık ve belki koyvermişlik. Bu arada konular birikti, yavaş yavaş arayı kapatabiliriz..

İçinde yaşadığımız sıcak günler sona yaklaştı..Bu günlerde kimsenin aklına ciddi bişeyler yapmak gelmiyor..Hep “…hele yaz bitsin, kontrole gelmem şart oldu” tadında yorumlar..

Son günlerde “prokrastinasyon” (procrastination) çok kullanılan bir kavram oldu.. Türkçe’de en sevdiğim karşılığı “savsaklama” , ne kadar güzel..Tek kelime herşeyi açıklıyor..İngilizcesi yapay, kurgulanmış ve anlaşılmaz..ABD de bir kasabada bu kelimeyi kullanırsan boş boş bakarlar.. Peki diş bakımı ve sağlığı açısından ne önemi var.?

Diş hastalıkları, örneğin diş çürükleri, bir kere başladıktan sonra geri dönmez. Baş ağrısı öyle mi, bir ağrı kesici alırsınız ve rahatlarsınız…

Dişeti sağlığı bir kere bozulmaya başladımı, gerekli önlem alınmazsa , kötüleşmeye devam eder..Dolayısıyla, bu sorunları savsaklamak uzun dönemde , veya kısa dönemde , daha zor , daha maliyetli ve daha güvensiz tedaviler yapılmasını gerektirir..

En iyisi mi, tatilin bitmesini beklemeyin..Kontrole ve temizliğe gidin…

“YENİ NORMAL “ İLE YAŞAMAK

Covid/19 bütün dehşetiyle hayatımıza girdi. Ne kadar uzaklaştırmaya çalışsak da , kolayca gideceğe benzemiyor. Öyleyse , onunla yaşamaya alışmalıyız. İnsanoğlunun en önemli özelliği de bu değil midir : Yeni koşullara adapte olarak , evrimleşerek hayatta kalmak. Diş hekimliği özelimizde , “yeni normal” covid/19 bulaş riskine karşı bilinen bütün önlemleri almak anlamına geliyor. yüzeylerin dezenfeksiyonu , ağıza giren aletlerin dezenfeksiyonu, ortamın aerosol den arındırılması. Sonuçta, hastanın ve hekimin/ klinik personelinin korunması . Artık “bugün çocuğun basketbol antrenmanı var , yarın gelse olur mu “ devri geçti. Artık , “ beş dakika uğrayayım doktor bey bakabilir mi ? “ devri geçti. Artık , “ kaç yıllık hastanızım , arada ben girebilir miyim ? “ devri geçti. Covid/19 hepimizi düzene sokuyor.

Agız kanseri belası

 

Bu yazıyı okudugunuz su anda , ABD de 24 kişi agız kanserine karsı yuruttugu savası kaybetmektedir..Bu , bir yılın, her bir gununun , her bir saatinde bir kişinin hayatını kaybediyor oldugu anlamına gelmektedir..

Kaybedilen her bir kişi, birinin kızkardeşi, veya bir babanın oğlu, veya küçük bir bebeğin annesi ve belki de kalbinize yakın tuttuğunuz bir kişi olabilir..

Çözüm , bütün kanserlerde olduğu gibi “erken teşhis” de yatmaktadır.. Eğer ağız kanserleri erken safhalarda teşhis edilebilirse, 5 yıllık hayatta kalma oranı yüzde 80-90 a kadaryükselebilmektedir..

Ve burada önemli bir görev diş hekimlerine düşmektedir..P1000251web

HERKESİN BİR DEĞERİ VAR…MIDIR?

Oğlu ile geldi, eşi (yani baba) de yanındaydı..

Uzun, siyah bir elbise giymişti. Başı sıkıca örtülüydü..Komiğine gitmişti hep beraber dişciye gitmek. Utangaç utangaç gülüyor , bir eliyle de baş örtüsünün ucuyla ağzını kapatıyordu..

Oğlu memleketten (bir doğu kentimiz) ayrılmış, Istanbul da yaşıyordu..Annesinin durumu kötüydü, hiç yemek yiyemiyordu..Aslında yaşı gençti, ama memleketin koşulları belliydi işte ; erken yaşta tüm dişleri çekilmiş, damak kullanmaya başlamıştı..

Yıllar içinde damak ile yiye yiye kemik erimişti, tutmuyordu..

Ağzı iyice inceledim, dişetleri, çene kemiği, vs.. .. Alt çene tümüyle erimişti. Ancak implantlar yardımı ile dengeli ve kullanılabilir bir protez yapılabilir..

“…Dört implant ile bir sabit protez yapabiliriz..Implant , yani yapma diş kökü ile..Bugün implantları yaparız, yarın da gecici protezi vidalarız , hemen yemek yemeye başlarsınız..Gayet konforlu..”

Gülüyor yine, bu kez ağzını eliyle kapatarak : “…..iyiymiş”..

Oğlu : “Peki doktor bey, bu bize kaça malolacak” , diye en can alıcı soruyu sordu..

Görevimiz..tabi hesapladık..Ve , söyledik..

Teyze gülümsüyordu hala..İçinden,” bunların başını nasıl derde soktum ” diyordu herhalde..

Oğlanın yüzü karardı , beklediğinden yüksek çıkmıştı hesap..”….bi dşünelim..” dedi..

Baba söze girdi, karısını işaret ederek, ” ..cok para..Bu kadar paraya ben bunun yenisini alırım”..

Teyze gülüyordu hala…Oğlan, yüzü “kararmış” yere bakıyordu..

KALİTELİ YAŞAMANIN Zamanı, Ne Zaman ?

Bir arkadaşım, “diş sorunları var” diyerek  aradı ve annesini getirdi…

86 yaşındaki annesinin alt çenesinde sadece 3 dişi kalmış ve mutlaka çekilmeleri gerekiyordu..

Kısaca, teyze tam bir alt cene damak hastasıydı..Ama, yıllardan beri kullanılan çengelli protez ve erken yaşta diş çekimleri yıllar içinde çene kemiğini oldukça eritmişti..Damak kullanması neredeyse mümkün değildi..”İmplantlarla sabit protez “tek çözüm olarak belirdi aklımda ; uzun bir hayat çalışarak geçirilmişti ve  “konforlu” günler hakedilmişti..

Arkadaşımla bakıştık, göz kırptım ve O başını salladı..

Teyzeyi  dört (sadece dört) implanta ikna etmek kolay olmadı..”..ne gerek var, ben daha kaç yıl yaşayacağım ki?…” diye söyleniyordu sürekli..

Sabah implantlarını uyguladık..Aynı gün aksam üzeri geçici sabit protezini implantlar üzerine vidaladık..Herşey güvenle oldu, bitti..Yüzler gülüyordu..

Bir ay sonra protez kontrolüne geldiler..Teyzenin tek şikayeti vardı..Gülünce, sag arkadaki dişin altında bir milim kadar metal görünüyordu..Ahh, öyle olmasaydı iyiydi..Yoksa dişler güzeldi !!!…😵‍💫😝

Teyze, 9 yıl dört implant üzerine vidaladığım sabit dişleriyle konforlu bir şekilde yedi,içti, güldü..95 yaşında vefat ettiğinde kendinden genç kardeşleri daha önce vefat etmişlerdi…

Son yıllarında, hayatının belki de en önemli eylemini , yani yemek yemeyi, “kaliteli ” bir şekilde gerçekleştirebilmişti.

Kimin ne kadar yaşayacağını kim bilebilir ki?

Ve, yaşamı kaliteli kılmayı kim istemez ki? Okumaya devam et